Tarihin izleri Zeyrek Çinili Hamamı duvarlarında
Osmanlı İmparatorluğu’nun baş mimarı Sinan tarafından yaptırılan Zeyrek Çinili Hamamı, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından, asıl işlevine kavuşmadan önce son kez Kurucu Direktörlüğünü Koza Güreli Yazgan, Küratörlüğünü ise Anlam Arslanoğlu de Coster’in üstlendiği “Kalıntıların Şifası” adlı sergiye ev sahipliği yaptı
1540’lı yıllarda, Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan klasik Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan eşsiz bir yapı olan Zeyrek Çinili Hamamı, 13 yıl sonra kapılarını açtı. 13 yıl önce The Marmara Grubu tarafından satın alınan ve yeniden hamam olacak şekilde restore edilen tarihi yapının Bizans sarnıcı olduğu anlaşıldı ve hamamın mavi beyaz çinileri ve birçok tarihi eser gün yüzüne çıktı. Zeyrek Çinili Hamamı, “Kalıntıların Şifası” sergisine de ev sahipliği yaptı. Serginin Kurucu Direktörü Koza Güreli Yazgan ve Küratörü Anlam Arslanoğlu de Coster, görenleri hayran bırakan Zeyrek Çinili Hamamı ve Kalıntıların Şifası sergisinin muhteşem hikayesini anlattı.
Zeyrek Çinili Hamamı’nın 13 yıllık restorasyon sürecinde neler yapıldı?
Koza Güreli Yazgan: Hamamın sürprizlerle dolu hikâyesi 2010’da başladı. Hamam harap ve bakımsız hâldeydi, duvarları sıvayla kaplıydı. Restorasyon sürecine başladığımızda, Sinan’ın 1530’larda inşa ettiği hamamın baştan sona değerli İznik çinileriyle kaplı olduğunu ve bu nedenle “çinili” adını aldığını fark ettik. Restorasyon süresinde ortaya çıkan bilgiler ışığında misyonumuzun değiştiğini hissettik. Kazılarda elde ettiğimiz buluntular, bütün bölgenin, hatta şehrin geçmiş ve geleceğini etkileyecek tarihî veriler ortaya çıkardı.
Tarihin bilinmeyen katmanlarına derin bir dalış niteliğinde olan restorasyon sürecini projenin “zirvesi” olarak tanımlayabiliriz. Karşılaştığımız zorluklar kazılarda daha da derinlere inerek yeni keşifler yapmamıza ön ayak olarak çok önemli bir mimari ve tarihî mirasın keşfedilmesine olanak tanıdı. Yalnızca hamam operasyonu olarak başlayan amacımız, bu kültürel mirasın katmanlarının keşfiyle, 3000 metrekarenin üzerinde alana yayılan müzesi, Bizans sarnıçları ve bahçesiyle kocaman bir komplekse dönüştü.
Kentin önemli tarihî yapılarının orijinal kullanımlarına geri döndürülmesinin ve halkın erişimine açılmasına katkıda bulunmanın kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bu da hamamı Kalıntıların Şifası sergisiyle açmamıza ön ayak oldu diyebilirim. Hamama yıkanmaya geldiğimizde yalnızca mekânın belli odalarını keşfedilebilecekken Kalıntıları Şifası sergisi sayesinde bu önemli kültür mirasının her parçasını izleyiciyle ücretsiz olarak buluşturma fırsatı yarattık. Bu sayede hamam olarak kullanılmadan önce görme ve mimariyi sanatla birlikte deneyimleme fırsatı oluştu.

Zeyrek Çinili Hamamı yeniden doğdu
Hamamın restorasyonunun yanında kazıdan çıkanlarla İstanbul’a bir de hamam müzesi kazandırıldı. Müze hakkında bilgi verir misiniz?
Koza Güreli Yazgan: Zeyrek Çinili Hamam Müzesi, hamamın restorasyon sürecinde keşfettiğimiz tarihî katmanları ve bulguları içeriyor. Hamamın banilerinden mimarına, mimarisinden dahiyane su sistemine ve Zeyrek bölgesinin Bizans dönemine uzanan tarihini aktarıyor. Müze, ziyaretçileri Osmanlı’dan Bizans dönemine kadar, hamam üzerinden küçük ölçekte İstanbul’un katmanlarını keşfe davet ediyor diyebiliriz.
Müze’nin hayata geçmesinde emeği olan arkeologlar, çini uzmanları, Bizantolog ve tarih uzmanlarından oluşan alanında uzman birçok kişi var. Ek olarak küratoryel açıdan bize destek olan bir danışma kurulumuz mevcut. Müze’nin tasarımı, Louvre Abu Dhabi’nin bir kısmı ve Kahire’deki Grand Egyptian Museum’un tasarımcıları olan Atelier Bruckner tarafından yapıldı.
Zeyrek Çinili Hamam Müzesi’nin katlarından biri, kazılar sırasında keşfedilen ve hamamın içinde muhafaza edilen yaklaşık 3.000 parçalık mavi-beyaz İznik çini parçalarından oluşan bir seçkiye sahip. Yapılan kapsamlı araştırmalar ve analizlerle bu parçalardan 37 çini deseni, dört farklı form ve hamamın içindeki yaklaşık yerleşim düzenleri tespit edildi. Ancak proje danışmanlarıyla yaptığımız görüşmeler sonucu duvarları replika çinilerle kaplamama kararı aldık. Bunun yerine, eşsiz çini parçalarını bir bulmaca gibi birleştirerek dijital olarak yeniden yarattık. Orijinal yerleşimine sadık kalmaya gayret ederek, çini parçalarının bir kısmını ve hamamın özgün hâlini müzede dijital etkileşimli alanlarda sergilemeye karar verdik.
Zeyrek Çinili Hamam’ın eski Bizans sarnıçları üzerinde temellendiğini keşfettiğimiz süreçte, kazılarda çıkarılıp bir kısmı müzede sergilenen ve tarihe ışık tutan Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait arkeolojik buluntuları da Müze’de görmek mümkün. Aynı zamanda Müze’de, hamam ritüeli ile özdeşleşmiş havlular, taslar, değerli metaller ve sedeflerle süslenmiş nalınlar gibi tarihi hamam objelerinden bir seçki de sergileniyor.
Kalıntıların Şifası sergisi
Kalıntıların Şifası sergisinde mekânın hamam olması, serginin içeriğini nasıl şekillendirdi?
Anlam Arslanoğlu de Coster: Bu projenin benim için şahsi bir önem taşımasının sebebi; yıllardır zihnimde dolaşan arkeoloji ve tarihe olan merakım ile güncel sanatı birleştirme hayalimi gerçekleştirmek adına bana alan açması. Sanatçıların hamamla konuşan işleriyle açtığı görsel ve düşünsel dünya, bizim hamamın tarihi, mimarisi, kıvrımları ve sırlarıyla içgüdüsel bir ilişki kurmamıza olanak tanıyor.
Kendimi bildim bileli harabeler ve arkeolojik kalıntılar hayatımda önemli yer tutuyor. Arkeoloji ve psikanaliz arasındaki ilişki ve bu sergi vesilesiyle araştırmaya başladığım orfizm gibi gizemli dinler ve dönüşüm ritüelleri serginin referans noktaları oldu.
Bunun yanı sıra Zeyrek Çinili Hamam’ın kendi tarihçesiyle genel olarak hamamların kültürel tarihi ve metaforlarla dolu dünyaları da serginin oluşumunda önemli rol oynadı. Barbaros Hayrettin Paşa ve Mimar Sinan üzerinden başlayan araştırma, beni külhanbeylerinin inisiyasyon ritüellerinden dört elementin ilişkisine uzanan pek çok farklı konuya götürdü. Bu süreçte hem kendi öğrendiklerimi sanatçılarla paylaşmam, hem de onların araştırmalarından ve bakış açılarından öğrendiklerim sergiyi oluştururken bize yol gösterdi.
Serginin tarihî kalıntıların onarımı sırasında açığa çıkan katmanlara odaklandığını biliyoruz. Peki sergide bizler bu katmanları nasıl gözlemleyebileceğiz?
Anlam Arslanoğlu de Coster: Aslında bu kalıntıları ve katmanları sadece bizden önce gelen medeniyetlerin fiziksel kalıntılarıyla sınırlamıyorum, elle tutulamayan zihinsel ve toplumsal harabelerin keşfi ve onarımı da serginin bir parçası. Sergide yer alan eserlerin kimi Zeyrek Çinili Hamam’ın restorasyon süreci içerisinde açığa çıkan katmanları fiziksel olarak daha görünür kılarken, kimileri de daha soyut bu katmanlara gönderme yapıyor. Örnek vermek gerekirse Maude Maris’in Antique isimli tablosu Kadınlar Hamamı’nın soğukluk bölümünde çiniler çıkarıldıktan sonra eklenen ve restorasyon sayesinde keşfedilen duvar resimlerinin katmanlarıyla konuşurken, Maryam Hoseini ver Francesco Albano’nun işleri iç dünyamızın ve hamamların sembolik dünyasının katmanlarının hikâyelerini anlatıyor.
Kullanılan teknik ve malzemeler hamamdaki hikâyelerin çeşitliliğini yansıtıyor. Sergide heykeller, resimler, fotoğraflar, desenler, ses ve video yerleştirmeleri ile mekâna özgü yerleştirmelere rastlamak mümkün.
Sergiye katılan sanatçılarla birlikte eser üretimi ve yerleştirme sırasında hamamla nasıl bir ilişki kurdunuz?
Anlam Arslanoğlu de Coster: Sergiye davet edildiğim andan itibaren hamamı bir dekor ya da bir fon olarak kullanmak istemediğimi biliyordum. Kalıntıların Şifası’nda yer alan işlerin ve genel temanın doğrudan bu hamamla bir ilişki kurması ama kitsch bir yere kaymaması gerekiyordu. Örneğin, artık hamamda olmayan çinilerin ve kadınların hamam ritüellerinin hikâyeleri Elif Uras’ın, varlığı bu süreçte keşfedilen Bizans sarnıçlarında bulunan kalyon çizimleri Adrian Geller’in, restorasyonda açığa çıkan spolia malzemelerin hayaletleri Ahmet Doğu İpek’in işlerinde karşımıza çıkıyor. Hamamın kubbelerindeki yıldızlar ve göbek taşının altındaki cehennemlik arasındaki ilişki Francesco Albano’nun işlerinde görünür oluyor. Erkek tarafının sıcaklığının duvarlarına sonradan eklendiği saptanan ve Zeyrek Çinili Hamam Müzesi’nde sergilenecek olan Hamamiye’nin dizeleri, Başak Günak’ın ses yerleştirmesiyle suyun hafızasını bugüne taşıyor.
Ayrıca; Alice Guittard, Maryam Hoseini, Lara Ögel, Zoë Paul, Daniel Silver, Panos Tsagaris, ve Ezgi Türksoy da hamamın tarihine, mitolojisine ve mimarisine yanıt veren mekâna özgü yeni işler üretti. Bununla birlikte sergide; Erol Akyavaş, Mehtap Baydu, Hera Büyüktaşcıyan, Dorothy Cross, Candeğer Furtun, Cecilia Granara, Renée Levi, Maude Maris, Ayça Telgeren ve Marion Verboom’un önemli yapıtları da bulunuyor. Araştırma sürecinde keşfettiklerim elbette var ama bu işlerin çoğu hamama ilk girdiğim anda gözümün önünde beliren, adeta hamamın bana fısıldadığı eserler oldu diyebilirim.
THE TBMAG WEEKLY
Stay Ahead of the UK–Türkiye Business Corridor
Weekly insights on business, healthcare, investment and culture — delivered every Thursday. Available in English and Turkish.
No spam · Unsubscribe anytime