Türkiye’de sanatın tarihi kitaplaşıyor

 Türkiye’de sanatın tarihi kitaplaşıyor

Esra Aliçavuşoğlu ve Ayşe H. Köksal’ın derlediği “Türkiye’de Sanatın Tarihi” serisinin ilk kitabı “Türkiye’de Sanatın Tarihi Müze”, Can Yayınları Tellekt Serisi’nden yayınlandı.

Sanatın tarihi kitaplaşıyor… Esra Aliçavuşoğlu ve Ayşe H. Köksal’ın “Türkiye’de Sanatın Tarihi”adlı bir kitap serisi hazırlamaya başladılar. Serinini ilk kitabı olan sanat müzesine dair teorik ve eleştirel bakış açılarını farklı bağlamlarda tarihsel bir çerçevede tartışan “Türkiye’de Sanatın Tarihi: Müze”, Can Yayınları Tellekt Serisi’nden yayınlandı. Kitabın tanıtım metninde şu ifadelere yer verildi.

“Türkiye’de sanatın tarihi ve yazımı belirli alanlara odaklanmış, birbiriyle bütünleşmeyen ve konuşmayan alanlara sıkışmıştır. Tartışmaların ve bunlara dayanan çapraz okumaların bulunduğu kapsamlı ve bütünlüklü bir sanat tarihi yazımı önerisi olarak düşünülen Türkiye’de Sanatın Tarihi dizisi, Türkiye’de sanatı şekillendiren ve sanatın kurumsallaşması tartışmasına temel olan konularıyla çok görüşlü bir sanat tarihi yazımına katkıda bulunacaktır.

Dizinin ilk kitabı olan Müze, bu kapsamda, sanat müzesine dair teorik ve eleştirel bakış açılarını farklı bağlamlarda tarihsel bir çerçevede tartışıyor. Kitap, sadece profesyonellere değil, amatörlere, sanatı yatırım aracı olarak gören ve bilgi sahibi olmak isteyen koleksiyonerlere, sanatın iletişim gücünü keşfetmiş sponsor ve kurumlara, sayısı giderek artan müze ve müze çalışanlarına, özetle çok geniş bir hedef kitleye ulaşmayı amaçlıyor.”

Sanata ve tarihe farklı bir bakış 

Türkiye’de Sanatın Tarihi dizisinin ortaya çıkış serüveni ise şöyle, “Sanat ve tarihi üzerine çerçeveden dışarı taşacak, söylemde değişiklik yaratacak, kendi alanının ve metodolojinin arkeolojisini üstlenecek bir yayın mümkün olabilir mi?” sorusuyla başladı. Tarih ve yazma sözcüklerinin geçtiği her metin aslında baştan kesin yargıları, söylemleştirilmiş olguları barındırır. Türkiye’de Sanatın Tarihi dizisinin çatısını oluşturduğumuz süreçteki ana düşüncemiz nesnel olmayan/olamayan bu iki kavramı sorgulama isteğiydi. En temel kaygımız daha önce yazılmış metinlere farklı bakış açıları getirecek, kişisel yorumların ve açıklamaların dile gelmesine olanak sağlayacak, çoğul söylemlere açık bir yayın dizisi gerçekleştirmekti. Bir kitap dizisiyle, örneğin, kutuplaşma ya da kişisel düğüm noktalarına değil, alanla mesafeyi koruyabilecek yaklaşımlara özgür ortam oluşturabilir miydik? Ya da ortak noktaları sanat üzerine düşünmek ve çalışmak olan yazarları kolektif, bağımsız bir yayında bir araya getirebilir miydik? Bu dizinin ortaya çıkış serüvenini başlatan bu sorulardı; bu sorulara yanıt arama çabasıysa en büyük motivasyon kaynağımız…