Hepimiz “dijital obez” olmaya adayız! 

YAKIN PLAN – Akıllı telefon, internet, sosyal medya kullanımı her yıl artmaya devam ediyor. Günlük 8 saat internet kullanımı ile dünya ortalamasının üzerinde olan ülkemizde “dijital obezite” için tehlike çanları çalıyor. Teknolojinin aşırı kullanımı ile gelen bir çeşit zihin şişmanlığı ve dijital bağımlılık olarak tanımlanan dijital obezite, henüz farketmesek de hepimizin yanı başında duran bir tehlike… Hemen her boşlukta eliniz telefonunuza gidiyorsa, telefon kullanımınıza sınırlama getiremiyorsanız, zamanın nasıl geçtiğini farketmeden sık sık saatlerce cep telefonunuzla oyalanıyorsanız, tedbir alma zamanı gelmiş demektir!

En sevdiğimiz eşyamız hiç şüphesiz cep telefonumuz. Telefonlarımız akıllandıkça, akıllı telefonlarda kullanılan uygulamaların sayıları çoğaldıkça bağımlılığımız da artıyor. En fazla bağımlılık yapan da elbette ki sosyal ağlar. Özellikle pandemi döneminde akıllı telefon, internet ve sosyal ağların kullanımında önemli oranda artış yaşandı. Adım adım ilerlediğimiz dijital dünyanın içine koşarak girdik ve zamanımızın büyük bölümünü orada geçirmeye başladık. Pandeminin etkisinin azaldığı şu günlerde hayat normale dönse de artan internet ve sosyal ağların kullanım oranlarında en ufak bir azalma yaşanmadı, aksine artmaya devam ediyor.

We Are Social tarafından Şubat 2022’de yayınlanan “Digital 2022” raporuna göre Türkiye’de günlük internet kullanımı bir önceki yıla göre 3 dakika artışla 8 saate ulaştı. Dünya ortalamasının çok üzerindeki bu rakam hepimizin birer “dijital obez” adayı olduğunun kanıtı nitelinde. Dünyada ise internette geçirilen süre ortalaması 6 saat 58 dakikaya ulaştı.

Sosyal medya dijital obeziteyi besliyor

Daha önce bir kaç uzman tarafından dile getirilmiş olsa da pandemi döneminin hayatımıza kattığı bir kavram oran “dijital obezite” kişinin dijital ortamlarda, zihinsel, bedensel ve ruhsal sağlığını bozabilecek ölçüde, aşırı, dağınık, birbiri ile bağlantısı olmayan bilgi, içerik ve bildirim alması olarak tanımlanıyor. Dijital medya içeriğinin aşırı tüketimi sonucunda bireyler bağımlı hale gelerek, daha fazla tüketme isteği duyuyor ve dijital obez adayı haline geliyor. Dijital obezite, ruhsal hastalıkların yanı sıra bedensel hastalıklara da yol açıyor. Sosyal medya ve oyun bağımlılığı dijital obeziteyi yol açan öncelikli alanlar. “Digital 2022” raporuna göre Türkiye internette geçirdiği 8 saatin, 3 saat 31 dakikasını televizyon izleyerek, 2 saat 59 dakikasını sosyal medyada, 1 saat 6 dakikasını ise oyun konsollarını kullanarak geçiriyor.

Türkiye tüm dünyada en çok video oyun oynayan 7. ülke, en çok kripto para satın alan 5. ülke, internetten en çok alışveriş yapan 6. ülke, internetten bir ürün satın almadan önce ürünle ilgili internette en çok araştırma yapan 4. ülke konumunda. Bu rakamlar da Türkiye’deki internet kullanımını özetler nitelikte…

Ya şarjı biterse!

Bireylerin dijital ortamlarda bir tercihten ve süzgeçten geçirmeden gerekli, gereksiz bütün içerikleri aşırı bir şekilde alması ve dijital ortamlarda sınırsızca zaman geçirmesi dijital obeziteye sebep oluyor. “Elinden telefon düşmüyor” dediklerimiz de tam da bu tanıma uyuyor. Bir süre sonra kullanıcılar zaman algısını kaybediyor ve çok sık aralıklarla telefonunu kontrol ediyor, telefonun şarjının bitmesinden endişe duyuyor. Telefonunun yanında olmaması ise ciddi bir kaygıya neden oluyor.

Telefonsuz kalmak korkulu rüya

Günümüzde her şeyi internet üzerinden yapmak, tüm ihtiyaçları internete bağlı bir telefonla karşılamak mümkün. Haber okumak, gündemi takip etmek, araştırma yapmak, bilgiye ulaşmak, film izlemek, iletişim kurmak, alışveriş, eğitim, öğrenme, gelişme ihtiyaçlarını karşılamak, oyun oynamak ve daha pek çok şey…

Dizi ve film izleme platformlarında, sosyal medyada, dijital oyun ve uygulamalarda, alışveriş sitelerinde yoğun bir şekilde ve amaçsızca geçirilen zaman, maruz kalınan reklamlar, bildirimler ve mesajlar zamanla bireylerde aşırı bilgi yüklemesine sebep oluyor ve bu yoğun dijital içerik hafızada kalıcı olmadığı gibi ciddi bir zihinsel yorgunluğa yol açıyor, fiziksel ve psikolojik pek çok hastalığa kapı aralanıyor.

Kas, iskelet ağrıları, uyku bozuklukları, göz rahatsızlıkları en fazla rastlanan fiziksel hastalıklar. Psikolojik rahatsızlıklara baktığımızda ise aile içi zayıf iletişim, küçük bir rahatsızlıkta kendisini ciddi anksiyeteli ve depresif duygular içinde bulan kişiler için kullanılan siberhondrik, bir odaya kapanıp hiç dışarı çıkmayanlar için tanımlanan hikikomori ve telefonsuz kalma korkusu dijital obezlerin yaşayabileceği öncelikle rahatsızlıklar.

Dijital obezite dünyanın sorunu

Dijital obezite sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın sorunu. Çünkü tüm dünyada hem internet kullanımını arttıran hem de bağımlılık yapan sosyal ağlara, oyunlara, film ve dizi platformlarına olan ilgi her dakika artmaya devam ediyor. We Are Social’ın “Digital 2022” raporuna göre bir akıllı telefon sahibi olan insanların sayısı, önceki yıla oranla yüzde 104 artışla 8.28 milyara ulaşmış durumda. Yani her 3 insandan en az 2 tanesi, akıllı telefon kullanıyor. İnternet kullanıcılarının sayısı ise bir önceki yıla oranla yüzde 62,5 artışla 4,95 milyara ulaştı. Öte yandan, sosyal medya kullanan insanların sayısı ise 4,62 milyar olarak kayıtlara geçti. Aktif sosyal medya kullanıcılarının oranında bir önceki yıla göre yüzde 58,4 artış yaşandı. Bu da demek oluyor ki; 7,91 milyarlık nüfusun en az yarısından fazlası en az 1 sosyal medya platformunu kullanıyor.

Her şey merakla başlıyor

Dijital obezitenin başlangıcı oldukça masum. Bilgiye ulaşmak, bir konuda merak gidermek, iyi vakit geçirmek veya boş vakti değerlendirmek… Teknolojinin ve iletişimin hızlanması ile birlikte istediğine saniyeler içinde ulaşan insan daha çok merak etmeye başlıyor, daha fazla deneyimlemek ve daha fazla keşfetmek istiyor.

Dijital medya, bireyleri daha fazla bilgi, daha fazla film, daha fazla içerik, daha fazla alışveriş, daha fazla zaman geçirme arzusu ile buluşturuyor. Bu durum kullanıcıların saatlerce, hiç ara vermeden, aşırı bir şekilde içerikleri tüketmelerine, zaman harcamalarına, dijital ortamlardan kopamamalarına ve nihayetinde karşı koyamadıkları bir istekle bağımlı bir birey haline gelmelerine neden oluyor.

Dijital bir hastalık “Tıkınmalı izleme”

Dijital obezite ile birlikte dikkat edilmesi gereken hayatımıza yeni giren bir başka kavram da “tıkınmalı izleme!”… Dijital platformlarda zaman mefhumu olmaksızın, dizi filmleri izleme ve bütün sezonlarını bir kerede bitirmeye çalışma olarak açıklanan “tıkınmalı izleme” de dijital bir hastalık olarak karşımızda duruyor. Çevrimiçi dizi ve film izleme platformları kullanıcıların, art arda (tıkınmalı, topyekûn, duraksız) izledikleri içerikler sebebi ile bağımlı hale gelmesine zemin oluşturuyor. Bir kerede bir dizinin bütün bölümlerini izleyip bitirme isteği, kullanıcıları yeni içerik arayışlarına ve daha fazla içerik tüketmeye itiyor. Bu döngüde uzun süre kalan ve çıkamayan bireylerde de zamanla bağımlılık oluşuyor.

Çözüm iradeyi güçlendirmekte

Çözüm ise teknolojiye karşı iradeyi güçlendirmek… Çünkü tüm yaşam dijital dünyaya taşınmış durumda. Teknolojiden vazgeçmek mümkün değil. Her dakika teknolojiye olan bağımız daha da artıyor. Bu yüzden dijital obezitenin çözümü telefonu bırakmak, interneti kapatmak değil. Çözüm telefonu doğru kullanmayı tekrar keşfetmek ile mümkün olacak. Ancak dijital obezite kurtulması oldukça zor bir bağlılık hali. Bu bağımlılığın sürekli olarak artacağı ve yeni gelecek teknolojilerle beraber besleneceği gün gibi ortada. Burada belki de zikredilmesi gereken en önemli şey güçlü bir irade. Çünkü bu bağımlılığı ancak kişilerin kendisi kontrol altına alabilecek.

Teknoloji ve ekran kullanımına kısa aralar verilerek “dijital diyet” yapmak, irade göstererek zaman sınırlamaları koymak, gereksiz, zararlı ve çöp içeriklerden zihni arındırmada faydalı olabilir. Ancak çözüme giden yolda atılması gereken ilk adım kullanıcının bağımlı olduğunu fark etmesi ve bunu kabullenmesi!